22 Mart 2010 Pazartesi

Boşluk

Gelin hep beraber Galatasaray kalesinden başlayıp karşı kaleye giden bir yolculuğa çıkalım.

Leo Franco, topu Neill'e atar. Neill'in görevi topu orta sahadaki en uygun arkadaşına kazandırmaktır. 3 orta saha oyuncusu ve ileri üçlünün kanat adamları dahil Neill'in 5 seçeneği var.

Neill topu Barış'a atar ve Trabzon hucümu başlar. Yok dilim sürçmedi. Barış topu aldığı gibi gelen baskıyı görünce yere oturan bir arkadaşımız. Bilmiyorum neden yapıyor bunu. Belki de çocukken ailesinden şiddet gördü. Üstüne yürüyen aile bireylerini görünce yere oturan bir çocuktu. Belki de kendisi Amerikan futbolcusu, topla 3-4 yard gittiğinde yeterli görüyor bu mesafeyi, koyuyor dizini yere. Bu arada başlayan Trabzonspor hucümü topu yine Franco'ya getirdi, o da topu tekrar Neill'e attı.

Neill bu sefer elindeki 5 seçenekten bir başkası olan Mustafa'ya yöneldi. Pası alan Mustafa, tek pas yaparak hızlı oynadı. Peki kime? Tekrar Neill'e. Neill biraz şaşkın. Topu tekrar Mustafa'ya yolladı. Mustafa yine tek pasını yaptı. Top şimdi sağ bek Sabri'de. Hayır. Mustafa top ayağındayken yüzünü rakip kaleye dönmekten korkuyor. Tesadüf o ki, Mustafa da sanırım bir rugby oyuncusu. Bilmem bilir misiniz, ama rugbyde ileriye doğru pas atmak yasaktır. Bir oyuncunun elinden pas çıktığında, pası alan oyuncunun, pası atanla aynı hizada ya da daha geride olması gerekir. Tanıdık geldi, değil mi? Bu arada top hala Sabri'de. Sabri'ye yıllardır kimse dürüst davranmamış. Herkes aslanım koçum demiş. O da kendini Pirlo sanıyor bu nedenden. Sağ bek mevkiinden oyun kurabileceğine inancı tam. Topu ileri dikiyor ve Trabzon akını başlıyor.

Top döndü dolaştı yine Neill'e geldi. Lucas şimdi Mustafa ve Barış'a topu atmaması gerektiğini anlamış durumda. Bu sefer Elano'yu deniyor. Ancak Galatasaray'ın, göbekte oyun kuracak tek adamının Elano olduğunun farkında olan rakip orta saha, Elano'yu 3 adamla beklemekte. Brezilyalı topu aldığı gibi 3 kişiyle boğuşurken buluyor kendini. Mustafa oralı bile değil. O zannediyor ki kendisi Galatasaray orta sahasında oynayan bir stoper. Yani hucümla alakalı hiç bir görevi yok. Elano topu mecburen Barış'a atıyor. Barış yere oturuyor.

Top yine Neill'de. Neill, Galatasaray'ın göbekten oynamanın işe yaramayacağını anlamış durumda. Topu kanada indirip Keita'ya kazandırıyor. Top Keita'ya gelince Galatasaray orta sahası adeta hipnotize olmuş gibi onu izliyor. Mustafa içinden "Bu arap oğlan ne çalım atıyor be hocam" diyor. Barış yerde tekmeliklerini düzeltiyor. Herkes Keita'yı izliyor. Yardıma gideyim diyen yok. Keita'nın önünde geçmesi gereken 3 kişi var. Başarırsa gol pozisyonu olabilir. Başaramazsa Trabzon akını başlar. Arada sırada bir seçenek daha ortaya çıkıyor gerçi. Sabri sağdan yardıma geliyor. Keita, topu Sabri'ye kazandırıyor; o da sağ kanattan diktiği topla Trabzon sağ bekini ensesinden vuruyor. Trabzon akını başlıyor.

Neill, Trabzon akınını kesiyor. Topu yanındaki Emre'ye çıkarıyor. Emre ceza sahası üzerinde çalım deniyor. Trabzon şimdi 1-0 önde.

Santradan top tekrar Neill'e çıkarılıyor. Neill bu sefer Dos Santos (ya da Arda)'la oynuyor. Seçenekler Keita ile aynı. 3 adam geç ya da sol bekle oyna. Caner'e topu çıkarırsa, kanat oyuncusu olmayı, ilk müsait olduğu anda ceza sahasına top şişirmek olarak algılayan bir adama Galatasaray hucümunu emanet etmiş olacak. Orta sahada Elano hala 3 kişiyle boğuşmakta. Mustafa takımın hücumunu hayretle seyrediyor. Barış yerde para bulmuş, sevinç içerisinde. Dos Santos, 2 kişiyi geçiyor ve evet. Ufukta Jo gözüktü! Galatasaray'ın ıssız bir adada tek başına kalmış forveti Jo. Maalesef kendisine "Yanına almak istediğin 3 şey nedir?" diye bile soran olmamış. Öylece bırakmışlar 4 savunmacıdan oluşan bir adanın ortasına. İster inanın ister inanmayın Dos Santos, topu Jo'ya kazandırmayı başardı. Şimdi Galatasaray tehlike yaratabilir. Jo'nun kaleye arkası dönük. Arkasında 2 stoper. Kendisini merkezi olduğu 10 metre çapında bir dairede başka kimse yok. Bu arada, rakip orta saha da ona doğru kapanıyor. Hucüm alanında Galatasaray'dan 3 kişi var. Dos Santos, Keita ve Jo. Bu arada rakip 8 kişi olmuş durumda. Galatasaray'lı başına 2,67 Trabzon'lu düşüyor.

İnanmayacaksınız ama bu tip bir hucümda bile Galatasaray'ın hucüm oyuncuları gol bulmayı başarabiliyorlar. Yani Galatasaray'ın ileri ucundaki adamlar, bu kadar kaliteli ve Türkiye liginin üzerinde oyuncular. Hani yanlışlıkla Galatasaray hucüm/savunma bağlantısını yapmayı başarıp tek bir blok halinde hareket etse resmen şova başlayacak. Ali Sami Yen'deki maçlarda, rakip kim olursa olsun, geriye yaslandığı için Galatasaray orta sahası kendini otomatik olarak hucüma yakın halde buluyor. Bu yakınlık az da olsa organizasyon şansı tanıyor takıma. Az biraz organize hucüm da golleri getiriyor haliyle. Gel gelelim, Galatasaray'ın geriye yaslandığı deplasmanlarda, bu iki blok arası öyle bir açılıyor ki, aradaki boşlukta bir tane Danone çoçuklar ligi maçı oynanır. Resmen kaderlerine terk edilmiş bir şekilde rakip ceza sahasında boğuşan Galatasaray ileri üçlüsü, topu kaptırdığında telsizle orta sahaya bildirse yeridir. En azından hazırlıksız yakalanmaz çocuklar.

Tabi ki bu boşluğun etkisi sadece hucüma değil. Bu boşluktur ki Elano'yu son 3 ayda savaşan bir orta saha oyuncusuna çevirdi. Çünkü ilerideki üçlüden hiç bir şekilde yardım görmeyen Galatasaray savunması, Elano da yardım etmezse, neredeyse her hucümda az adamla yakalanacak. Mecburiyet, Elano'yu da bir Mustafa Sarp'a çevirdi.

Bu soruna Rijkaard'ın yapabileceği bir şey var, ama Hollandalı sistemdeki ısrarı yüzünden mi yapmıyor; yoksa kadro yapısı itibariyle Galatasaray bu kadere mahkum mu, tartışılır. Benim beklentim Rijkaard'ın en azından sezonun son dönemindeki deplasman maçları için radikal bir değişikliğe gitmesi ve bu sorunu yazın tamir etmeye çalışması yönünde. Mesela Galatasaray bir anda klasik 4-4-2'ye dönse sonuç ne olur acaba? En azından ileride Baroş ve Jo'dan oluşan tehlikeli bir forvet hattı olur. Deplasman sonuçları bundan daha kötü olur mu? Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bir şey yapılması gerektiği. Ne olduğunu da, heralde Rijkaard'ın benden daha iyi biliyordur.

7 yorum:

  1. Son zamanlarda gordugum en iyi Galatasaray analizi

    YanıtlaSil
  2. çevirip rijkaard'a yollayalım.

    YanıtlaSil
  3. @ hourna
    bence çevirmeye gerek yok. rijkaard zaten biliyordur bunu. ne yapalım elimizdeki malzeme bu ve hoca yerli oyuncuların kalitesini anlayana kadar galatasaray antalya'ya elenmişti.
    işin kötü kısmı, galatasaray'ın yerlileri gelişime kapalı adamlar. 28 yaşındaki mustafa sarp veya 2,5 yıldır aynı oynayan barış. sakatlık konusunda linderoth'tan hallice olan mehmet topal, ayhan zaten kronik vaka oldu.
    haftada 7 gün var ve biz bu takımları değerlendirirken sadece 90 dakikaya bakıyoruz, ama geri kalan 6 günde bu oyuncular ne yapıyor ? 9 ayda hiç mi birşey kapmadılar, bir sabrinin bir ardanın, hatta bence lille günlerinden daha iyi oynayan bir keita'nın gösterdiği gelişime ayak uyduramadılar ?? hiç mi hatalarını görmek istemiyorlar ?

    YanıtlaSil
  4. Tebrikler, müthiş bir yazı olmuş..

    YanıtlaSil
  5. kendini gelistirme konusunda aynen katiliyorum.. bu konunun en guzel ornegi bence aydin yilmaz'dir.. a takima ciktigi gunden itibaren `ben oldum artik` pskolojisine baglayip kariyerini cope atan adamlarin en guncel ornegi kendisi..

    arda'nin sahada gosterdigi gelisim, kafada gosterdigi gerilemeyle dengeleniyor.. arda pek de bir yere gidemiyor..

    YanıtlaSil
  6. Abi napmışınız siz ya :) Süper süper süper!!

    YanıtlaSil