22 Şubat 2010 Pazartesi

Mourinho'nun Galatasaray'ı

Biz Rijkaard'ın Barcelona'da oynattığı futbolun izlerini Galatasaray'da görmeyi bekleyeduralım; Galatasaray takımı her geçen gün Mourinho'nun takımlarından birine benziyor. Hatta Beşiktaş ve Atletico'ya karşı sahaya çıkan takım, oyun anlayışı ve sahaya yayılış olarak 2005'in Chelsea'sinin tıpatıp aynısı desem yeridir.

Sahaya çıkan kadro Barça'nın 4-3-3'ünden çok, Chelsea'nin 4-3-2-1'ine benziyor her şeyden önce. Defansın önündeki 3'lü Mustafa-Mehmet-Elano, 2005'in Essien-Makalele-Lampard'ının görevlerini üstlenmiş durumda. Kanatlarda Arda-Keita, Robben-Joe Cole'e karşılık gelirken, ilerideki Jo'da Drogba'nın izdüşümü.

Dizilişlerin benzemesinde çok da ilgi çekici bir şey yok aslında. Beni daha çok şaşırtan Galatasaray'ın oyun anlayışı. Rijkaard'ın Bercelona'da oynattığı, hucümda rakip sahada çok adamla yoğun pas trafiğine ve defansta ise geri dörtlünün orta sahaya mümkün olduğu kadar yakın pozisyon aldığı ve orta sahada alan daraltarak, rakibi kendi sahasında boğmaya dayalı oyunu, bugünkü Galatasaray'da görmek pek de mümkün değil. Takım, kendi sahasında zayıf rakiplere karşı oynarken bile oyunu karşı sahaya yığmakta zorlanıyor, hatta belki bunu yapmak da istemiyor. Rijkaard da, futbolcular da Barca oyununun gerektirdiği tempoya çıkamayacaklarının farkında.

Bunun yerine, Mourinho'nun 90 dakika savunma disiplinine, rakibe orta sahada fiziksel üstünlük kurmaya ve hucümda sabırlı olup ilerideki 'target man'i kullanarak daha az ama efektif organizasyonlarla golü bulmaya dayalı anlayışı hakim bu aralar Galatasaray'da. Bu oyun yapısı sürekli baskı yapmak yerine, takım halinde topun arkasına geçip rakibi ucunda Mustafa ve Mehmet'in olduğu bir huniye sokmaya ve buradan kapılacak topları hızla Jo'ya ulaştırıp onun pivot forvet özelliklerini, Arda ve Keita'nın desteğiyle kullanmaya dayanıyor. Mourinho'nun Galatasaray'ında, Mustafa-Mehmet ikilisi, Essien ve Makalele'nin oynadığı yıldırıcı rolü oynarken; Elano, Lampard'ın oyun kurucu görevlerini üstlenmiş durumda. Keita'nın oyunu zaten bana fena halde Robben'i hatırlatıyor. Arda da Joe Cole'un hucümdaki joker rolüne gayet uygun düşmekte.

Galatasaray'ın bu anlayışı kabul etmesinin altında tabi ki kadro yapısı yatıyor. Rijkaard, Barcelona'da oynattığı oyunu uzun dönemde Galatasaray'a getirmek istiyor mu istemiyor mu tam emin değilim, ancak şu an elindeki kaynaklar onu, bu daha pragmatik oyun yapısını kabul etmeye zorlamış durumda. Çünkü, Türkiye'ye geldikten çok kısa sürede farkettiği üzere bizim memlekette "sabır" ilk beraberliğe kadar süren bir şey. Oradan sonra camia, kendi takımına bakmak yerine, cahil futbol yorumcularının gazına gelmeyi tercih ediyor. Yani, Rijkaard da biliyor ki kendi sistemini tamamıyla yerleştirene kadar geçecek sürede oynadığı maçlarda iyi sonuçlar almaya devam etmek zorunda. Bunu yapmak için de sezon başındaki Barcelona anlayışından, şu an eldeki kadro yapısına daha uygun olan Chelsea anlayışına geçmiş durumda. Büyük ihtimal bu sezonu da bu futbolu oyanayarak kapatacak. Önümüzdeki yaz, tekrar kendi anlayışına dönmek için gerekli adımları atacak mı, hep beraber göreceğiz. Benim her iki anlayışdan yana da şikayetim yok, çünkü her ikisinin de başarı getiren formüller olduğu çok kereler kanıtlandı. Yeter ki uygulama iyi olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder