9 Şubat 2010 Salı

Kontrollü Mağlubiyet



Pazar günü Chelsea taraftarları, Arsenal taraftarlarından muhtemelen daha çok sıkılmışlardır. Ama takımlarının aldığı sonuç sıkıntılarını atmaya yeterken, aynı sonuç Arsenal taraftarlarını da bir demet sinir hediye etti.

Wenger'i ve Arsenal'ini Bigboned kadar sert eleştirmeyi düşünmüyorum. Ama bu kadar heyecanla beklediğim bir maçta ortaya çıkan sonuç için bir iki çift laf etmekten kendimi alamayacağım.

Aslında bu maçın yazısını dün hazırlayacaktım, iş-güç derken bir türlü vakit olmadı. Aslında iyi de oldu, çünkü dün tam yazıyı yazmaya başlamışken, Arsenal mail-list'den Wenger's View mail'i geldi.


Tam da yazmak istediklerimi söylemiş Wenger;

- Chelsea pazar günü çok iyi oynamadı, ama etkiliydiler. Çok iyi savunma yapıp, buldukları pozisyonları iyi değerlendirdiler.

Chelsea gerçekten çok iyi savunma yaptı. Daha ilk dakikalarda, Arsenal'ın hızlı ataklarının başlangıç noktası olan Fabregas'ı yıldırarak, yüzünü Chelsea kalesine dönmesini engellemeye çalıştılar. Ceza sahasının önünde hızlı çoğalıp, o bölgeyi kalabalık tutarak, Arsenal'in bütün pas trafiğini engellediler ve oyunu kanatlara yıkmaya zorladılar. Arsenal'in karakteristiği olan bu pas trafiğini yaratmada Fabregas'a kimse ayak uyduramayınca da, o bölgede kontrol tamamen Chelsea'nin eline geçti. Sagna ve Clichy de berbat kanat ortaları yaparak Chelsea'nın bu taktiğine yağ sürdü. İşte Persie'nin eksikliği de gol atmaktan çok, bu pas trafiğini yaratmada hissedildi...

- Chelsea tecrübesini sahada çok iyi kullandı. Kontra ataklarda hep zamanında fauller yaptılar ve yerinde sertlik kullanarak oyuncularımızı oyundan düşürdüler.

Daha maçın ilk dakikalarından Chelsea Arsenal'i yıldırdı diyebiliriz. Yerini yadırgayan Arshavin'i, sakatlık korkusundan çıkamamış, aklı bir karış havada olan Walcott'u ve eski performansından çok uzakta olan Nasri'yi bu sert oyunla daha maçın başında sahadan sildiler. Walcott, ayağına gelen her topu neredeyse kaybetti. Nasri hücuma çıkıp dayak yedikçe bir türlü savunmaya yardıma dönemedi.

Chelsea tempolu başlamaktan çok, Arsenal'in temposunu keserek başlamayı istediğini bu tercihleriyle de göstermiş oldu. Arsenal de fizik gücü yetersiz olduğu için Chelsea'ye karşılık veremedi. Sonucunda da kazanılan ilk duran toptan Drogba'nın golü geldi. Daha doğrusu Song'un Drogba'ya hediye ettiği gol geldi...

İlk 20 dakikada, maçın yüzde 33'ü Chelsea yarı sahasında oynanmış durumdaydı. Tam da bu anda Chelsea yakaladığı ilk kontra atakta Drogba ile 2. golü buldu. Bu noktada da artık Almunia'dan bahsetmek gerekli, ama bahsetmeyeceğim. Artık takımdan ilk gitmesi gerekenler listesinin başında olduğunu düşündüğüm için bunu yapmayacağım.... Tam tersi olarak Cech'e değinmek istiyorum. Chelsea'nin maçı kazanmasında Drogba'dan sonra en büyük rol bence Cech'indir. 16. dakikada Arshavin'le karşı karşıya kaldığı anda çıkardığı tek bir topla maçın seyrini değiştirdi. Maç boyunca da bütün yan toplarda çok iyi yer tuttu. Maçın sonlarında da, çam ağacımız Bendtner'in bile atabileceği önemli bir golü de engelleyerek maçı tamamladı. Peki Almunia aynı dakikalarda ne yapıyordu; Drogba'nın frikiğinin, kontrolünde direkten dönmesini izliyordu...

Chelsea toplamda 3 pozisyon bulduğu maçı 2-0 kazandı. Arsenal ise yüzde 70'inde topa hakim olduğu maçta bir gol bile atamadı. Her ne kadar Chelsea ve Man. Utd'nin puan kaybetme potansiyeli yüksek olsa da, Arsenal nispeten şampiyonluk yarışından uzak kaldı. Oluşan bu tabloya baktığımızda, oyuncuların kafası sahada olduğunda Wenger'in sisteminin ve felsefesinin sahada çok iyi işlediğini görüyoruz. Ama artık Wenger'in, sisteminde aksayan noktalara müdahale etme zamanı geldiği çok açık. Bizi, "Drogba ve Cech bizde olsaydı 5 atardık" tarzı kahve ağzı yorumlara yönlendirmemesi için de artık Wenger'den bu müdahaleleri yapmasını bekliyoruz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder