21 Şubat 2010 Pazar

Biri Şu Topa Vursun!

Klasik bir Emirates maçı izledik yine. Arsenal, topla sürekli oynayan ancak 3. bölgeye geldiğinde ne yapacağını bilemeyen bir takım görüntüsündeydi. Özellikle ilk yarı, maç Sunderland ceza sahasında oynanmasına rağmen, Arsenal adına ceza sahasında dönüp dolaşan topa vuracak bir adam yoktu sahada. Üstüne üstlük, Kenwyne Jones kontradan bulduğu pozisyonu gole çevirse, soyunma odasına beraberlikle gidecekti takımlar. Arsenal, kendi sahasında, son 13 maçında galibiyet alamamış bir takıma karşı, zaman zaman %80'lere dayanan topla oynama oranına rağmen ancak 90'da kazanılan penaltıyla rahat nefes alabiliyorsa, burada bir sorun var demektir.

Tekrar forvetsizlik konusunu açıp herkesi baymak istemem. Zaten dün sahada bir forveti vardı Arsenal'in. Takımın Abdurrahman Çelebi'si Niclas Bendtner. Arsenal'in ihtiyacı olan iki özelliği;
golcülük ve fiziği bünyesinde bulundurduğu düşünüldüğü için Danimarkalı, Wenger'in vazgeçemeyeceği adam konumunda şu an. Ancak kendisinin bitiriciliğinin berbat olduğunu hepimiz biliyoruz, ki zaten bu dün yüz ellinci defa kanıtlanmış oldu. Fizik konusuna gelirsek, boyu uzun olan her oyuncunun hava hakimiyeti olduğu veya fiziksel oyunu iyi oynadığını söylemek zor. Bendtner, Arsenal takımında Eboue'den sonra kendisini en kolay yere bırakan adam. Bu haliyle rakip savunmaya oluşturduğu tek tehdit, penaltı yaratma tehdidi.

Forvet sorununa rağmen Arsenal'ın bol gol bulmasının sebebi tabi ki Fabregas'ın bu seneki formu. Özellikle, İspanyol'a Arshavin'in de eşlik ettiği günlerde takım 3. bölgede çok daha etkili oluyor. Ancak, Arshavin'in olmadığı, Fabregas'ın da gününde olmadığı son 2 maç gösterdi ki bu iki oyuncunun haricindeki tüm opsiyonlar Arsenal seviyesinde değil. Nasri, Rosicky ve Walcott bu sezon bir türlü istenilen seviyeye çıkamadılar. Dün akşam arkasında oynayan Eboue'nin de ısrarıyla biraz kıpırdanan Walcott hala salt hızdan ibaret bir oyuncu görünümünde. Rosicky sakatlık sonrası yavaştan kendini bulsa da sakatlık öncesi formuna ulaşamayacak gibi duruyor. Nasri ise, geldiği günden beri üzerinde neden ısrar edildiğini anlayamadığım bir adam olduğu için fazla yorum yapmak istemiyorum kendisi hakkında.

Eğer Wenger, Gallas'a istediği 2 yıllık kontratı prensip uğruna vermeyecekse, bu yaz 2 adet çok kaliteli stoper almak için bütçeyi hazırlasın. Nitekim Gallas'ın yokluğunda, Vermaelen'in partner adayları arasında en iyisi 35'lik Sol Campbell. Silvestre tek kelimeyle bir facia. Bırakın Arsenal'i, kendisinin herhangi bir Premier Lig kulübünün kadrosunda yeri yok. Sahada olduğu her an bir saatli bomba gibi ve dün de Sunderland biraz daha cesur olsaydı Arsenal'in başına iş açacaktı. Solda alternatifsiz Clichy yavaş yavaş toparlanırken, dün akşam sağ bekte oynayan Eboue takımın en iyisiydi. Takımın yarattığı gol de dahil olmak üzere, hemen hemen tüm pozisyonlar onun kanadından geldi.

Ben yine galibiyet sonrası biraz fazla olumsuz konuştum, ancak 88. dakikada Sunderland'ın kazandığı frikik sırasında kafamda bin bir senaryo dönüyordu. Kazayla o frikik gol olsaydı, sanırım buraya çok farklı şeyler yazardım. Sezonun gidişatı için çok kritik olan 6 maçlık virajdan 4 yenilgiyle çıkan Arsenal'in artık puan kaybı kelimesini lugatından silmesi gerekiyor. Ancak, dün akşam izlediğimiz Arsenal'in bunu yapıp bir galibiyet serisi yakalaması da biraz zor gözüküyor. Takım, Chelsea ve Man Utd ile kıyaslandığında hala fazla "kırılgan". Özellikle sahadaki 11'in iki ucu Premier Lig şampiyonu olabilecek bir takım görüntüsü vermiyor. Cech-Drogba ve Van Der Sar-Rooney ikilleriyle kıyaslandığında Almunia-Bendtner gerçekten çok zayıf kalmakta. Yine yapılmayan transferler türküsünü söylemeden yazıyı bitireyim bu sefer.

1 yorum:

  1. arsenal'e +1 handikaplı oynamıştım 2 fark gerekiyodu yani. 92'de penaltı olunca baya bi teşekkür ettim :)

    arsenal tutuktu ayrıca

    YanıtlaSil