6 Ocak 2010 Çarşamba

Borç, City'nin Kamçısıdır

Zenginin malı benim çenemi yoruyor olacak ki bayılıyorum Manchester City'nin mali durumundan bahsetmeye. Ama bahsedilmeyecek gibi de değil ki. Kulübün bugün açıkladığı geçen yılın finansal verilerinde, zarar hanesinde £92.600.000 yazıyor. Geçen yıl diyorum; İngiltere'deki geçen finansal yıldan bahsediyorum. Yani Temmuz 2008-Haziran 2009 arasından. Bu da demek oluyor ki yaz transfer döneminde harcanan £130m bu rakamlara dahil değil. Hughes'un kovuluşu ve Mancini'nin gelişinin £12m'luk maliyeti de.

Yani, City taraftarları, İngiltere futbol tarihinin en büyük zararını açıklayamadık diye üzülmesinler. Seneye o da olur. Chelsea'nin 2004-05'te açıkladığı £140m'luk zararı rahatlıkla geride bırakacaklar önümüzdeki sene. Bu durum, 'nasıl olsa Araplara sırtımızı dayadık' diyen City taraftarını pek rahatsız etmiyor olabilir ancak Platini'nin Avrupa futboluna getirmek istediği "ne kadar ekmek, o kadar köfte" düzeniyle çakıştığı kesin. Kulüplerin, kurumsal gelirlerinden fazlasını harcamasını engelleyecek düzenlemeleri yürürlüğe sokma isteğindeki Platini'nin, £89m'luk geliri olan City'nin, sadece bonservis bedellerine senede £150m veriyor olmasından hoşnut olduğunu söyleyemeyiz. Kurumsal gelir açısından bakarsak, bu tip paraları harcayabilecek sadece 2 Premier Lig kulübü var :Arsenal (£313.3m) ve Manchester United (£256m).

Bilançosuna gelir yazayamayan City ve Chelsea gibi, kaynakları arabın yağına ve kızıl ordunun malına mülküne bağlı kulüplerin Platini'nin denk bütçe politikalarına ayak uydurması tabi ki çok zor. Zaten hem Abramovic, hem de Şeyh Mansur bunu bildikleri için, bu sene içerisinde benzer yöntemler kullanarak bilançodaki borç kalemini azaltma yoluna gittiler. Kullandıkları yöntem ise borçların, özsermayaye dönüştürülmesinden başka bir şey değil. Yani var olan kredi ödemelerinin hisse senedi karşılığı ödenmesi. Peki bu borçlar ödenince ne oluyor? Kulüp hala borçlu kalıyor ama bankalara değil, sahiplerine. Bizde bunu Yıldırım ve Demirören yapıyor yıllardır. Zaten ondandır ki başkanlık koltuklarını ipotekleri altına almış durumdalar.

City'nin önünde Chelsea gibi bir örnek olmasa, gerçekten de para enjekte ederek kendi ayakları üzerinde durabilecek bir kulüp yaratılacağına inandıklarını zannedebilirdim. Ama, Abramoviç'e sorsalar söylerdi böyle bir şeyin mümkün olmadığını. Kurumsallaşmak yıllar ve yıllar alan, çok dikkatli yönetim gerektiren ve Abramoviç, Şeyh Mansur gibi adamların sabırlarının olmadığı bir iş. Abram, hala kurduğu takım sahada olan Mourinho'ya bile sabredemezse, Mansur daha birini kovmadan diğer teknik direktörle anlaşırsa, varsın trilyon poundlar aksın bu kulüplere. Endüstriyel futbol para dayanacak bir yer değil. Yeri gelir 'tak' eder ikisine de. İngiltere'deki 2 kurumsallaşmış kulübün birinin hocası 23 diğerinin 13 senedir görev başında. "Acaba bu tesadüf müdür?" diye bir sorsunlar bakalım kendilerine.

Yazının sonunda, son açıklanan resmi rakamlara göre İngiltere'deki büyük kulüplerin bilanço dengelerini vereyim bi de:

Manchester City £92.6m zarar (31 May 2009)

Manchester United £44.8m zarar (30 June 2008)

Chelsea £44.4m zarar (30 June 2009)

Liverpool £42.6m zarar (31 July 2008)

Arsenal £35.2m kar (31 May 2009)

Tottenham Hotspur £23.2m kar (30 June 2009)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder