14 Ocak 2010 Perşembe

3 Görünümlü 5

Formspring'de Galatasaray'ın 3'lü orta sahasıyla ilgili soruyu görünce Galatasaray'la ilgili çoktandır yazmadığım aklıma geldi. İlgili soruyu buraya yapıştırıp, soru üzerinden biraz beyin cimnastiği yapalım dedim. Soru cevap usulü biraz Hıncal görünümlü olacak ama kusura bakmayın artık.

Sence Galatasaray'ın oynamak istediği taktik bir ütopya mıdır? Yani, çok kaliteli üç orta saha gerektiren 4-3-3 taktiği o bu oyuncu kalitesiyle olur mu?

Memleketim basınında bu 4'ler, 3'ler, 2'ler takıntısı bitmedi gitti. Kağıt üzerinde bir fikir vermekten daha öteye gitmeyen bu rakamların üzerinde futbol yorumu yapmayı bıraktığımız zaman daha nitelikli spor yazıları okumaya başlarız.

Rijkaard'ın, Barcelona'ya oynattığı ve Galatasaray'a da oturmak için ısrar ettiği oyun planı -ki 433 diyelim hadi- gerçekten de orta sahada 3 kişiyle oynanmaya mı dayanır acaba? Yani siz Bercelona veya Arsenal izlerken, rakip orta saha tarafından sayısal olarak domine edilen orta sahalar mı görüyorsunuz?

Modern 433'ü basitçe yorumlarsak, bu oyun planında, orta sahadaki 3 oyuncunun başarısının, hücumda sağ ve sol beklerden, savunmada ise sağ ve sol açıktan aldıkları yardımla doğru orantılı olduğunu görüyoruz. Yani ileri uçtaki adam ve stoperler hariç geri kalan 7 oyuncunun sürekli olarak hareket halinde olmasını gerektiren, bu hareketin getirdiği dinamiklikle rakibi her alanda eksik adamla yakalamaya yönelik bir anlayış bu. Rakip takım topu kaptığında ilk baskıyı yapmayan açık oyuncuları veya kendi takımı hucümdayken hiç bir katkı yapmayan sağ/sol beklerle oynanan bir 433'ün geri tepme olasılığı tabi ki yüksek.

Galatasaray'ın 3'lü orta sahasıyla ilgili tartışma, bana Terim döneminin başındaki tandem savunma tartışmasını hatırlatıyor. O dönemde de bizim oyuncularımızın çizgi halindeki bir tandeme uygun olmadığı söyleniyor; Terim'in başlarda aldığı başarısız sonuçlar buna bağlanıyordu. Terim, o taktikte ısrar etti; Galatasaray savunması zamanla oturdu; çok spor yazarı bunu Popescu'nun, Bülent'i adam etmesine bağladı. Aslında adam olan Bülent değildi savunmayı düzelten; yeni oyun planını oynamayı öğrenen Galatasaray orta sahasıydı.

Bugün, Galatasaray 11'ine baktığımızda ilk dikkatimizi çeken inanılmaz zayıf sağ ve sol bekler. Bu bölgede görev yapan 3-4 oyuncunun da yetenekleri son derece kısıtlı. Öyle ki sadece savunma görevlerini tam yaptıkları her maçta "Çok iyi oynadı" olarak nitelendiriliyorlar. Yani hem taraftar, hem yönetim, hem de basın Hakan Balta'nın savunma hatası yapmadan maçı bitirmesine razı; takım hücumuna hiç bir katkı yapmıyor oluşu kimsenin pek umrunda değil. Diğer kanattaki Sabri ise, aslında oyunun her iki yönünü oynama gayretinde ancak kısıtlı yetenekleri yüzünden birini yaparken diğerini aksatıyor. Yani başta bahsettiğimiz 433'ün sağ/sol beklerden güç alması olayı Galatasaray'da henüz oturmuş değil. Galatasaray'ın 3'lü orta sahası takım hücum ederken 4'lü, 5'li olamıyor. Orta saha kalabalıklaşamayınca, takımın hucümunda forvete yakın pozisyon alması gereken sağ/sol açık oyuncuları buraya yanaşmak zorunda kalıyor ve zincirleme reaksiyonun son halkasında ilerdeki golcü yalnız kalmış oluyor. Bu, 433'ün rakibi her alanda eksik bırakma felsefesine ters düşen bir durum.

Oyunun savunma yönüne bakarsak yine benzer bir senaryo görüyoruz. Galatasaray sol ve sağ açığında oynayan oyuncular henüz savunmadaki görevlerinin ne kadar önemli olduğunun farkına varmış değiller. Arda'nın ve Keita'nın anlamsız adam kovalamalarını 'savunmaya yardım' olarak tanımlamak biraz fazla iyimser olur sanırım. Buradaki oyunculardan beklenen, kendi sahalarına kadar adam kovalamaları değil, rakibin kendi yarı sahasından oyun kuran oyuncularına 90 dakika boyuncu sürekli baskı uygulamaları. Bu baskıyı tüm maç boyunca, oyun disiplininden kopmadan yaptıkları takdirde 'savunma' yaptıklarından bahsedilebilir. İdeal olarak, karşı takımın dipten oyun kuran oyuncusuna (stoper, ön libero veya Xabi Alonso, Pirlo gibi geriden oyun kuran bir adam olabilir) maç boyunca kafasını kaldırıp pas atma fırsatı vermeyen bir baskıdan söz ediyorum. Bu baskı, orta saha 3'lüsüne de rakibi daha ileride karşılama fırsatını verecek; rakip orta saha tarafından eksik yakalanmalarını da engelleyecektir. Yani hucümdaki zincirleme reaksiyon burada da geçerli. Kanat oyuncuları rakibin geriden oyun kurmasını engelliyor, 3'lü orta saha onlara yaklaşıyor, defans da mümkün olduğunda öne çıkarak rakibe açık alan bırakmıyor.

Galatasaray takımı bu taktiği oynamayı öğrenecek. Bu konuda Rijkaard'a güvenim tam. Öğrenenler takımda kalacak, öğrenemeyenler gidecek; Galatasaray modern 433'ü oynayan bir takım haline gelecek. Takım bu hale geldiğinde de biz oturup orta sahadaki 3 adamın bu taktik için yeterli olup olmadığını tartışacağız. Şu an için taktiğin doğasındaki yardımı almayan bu 3 adama 'yetersiz' demek, A380'e kanat takmayıp 'uçmuyor' demek gibi. Tüm parçalar yerine oturduğunda 'motor'un yeterli olup olmadığı zaten ortaya çıkacak.

Not: İlgili soru için kakan'a teşekkürler. Soruları post yapma eylemlerimiz devam edebilir.

3 yorum:

  1. ya formsipringde üye olmayanların da soru sormasına izin verin bence. aklımda soru da yok ama daha iyi olur gibi. zaten istediğin sorudan da başlayabiliyorsun:)

    o değil de ne zaman şampiyon olcaz ya biz ya. ya şampiyonlar ligi şampiyonu. gerçi bu oyunu bozmasınlar ömrüm boyunca şampiyonluk ve kupa görmesem de razıyım ama bir the invincibles daha görmek isterim şöyle bir 15 sene falan sonra eheh.

    YanıtlaSil
  2. Kayda değer sorularınız varsa formspring tabi ki şart değil, buyrun mail adresimiz:

    kepeklendim@manilovefootbal.com

    YanıtlaSil
  3. sonunda galatasaray'ın daha önemlisi rijkaard'ın ne yapmaya çalıştığını bu kadar kısa, bu kadar sade bir yazı ile öğrenmiş ve aydınlanmış oldum. hay klavyeni öpeyim! ben rijkaard'ı kötüleyen kitleyi geç, halen gs'nin neskeens ile teknik klübesinde oturmasına alışamadım millet gitsin diyor. olmaz böyle şey. akıl/mantık dışı bile değil.. daha ilerisi.

    YanıtlaSil