25 Aralık 2009 Cuma

Euro 2016 İyi de Çevresi Kötü


Türkiye, Euro 2016 adaylığı çalışmaları doğrultusunda logosunu tanıttı. Ben, Bigboned'un aksine logoyu beğendim. Ve açıkçası ilk baktığımda lale figürünü göremedim. Görmedim değil, bariz göremedim. İlk gördüğüm bir Tsubusa bölümünde ağlara gitmiş gol figürü oldu ve çeşitli yerlerde okuduğum yorumlarda da, bazı kişilerin de, benimle aynı figürü gördüğünü okudum. Buradan logoyu tasarlayan arkadaşın anime hayranı olduğunu da çıkarabiliriz hatta.

Lale çok klasik bir figür, evet. Ama logonun farklı dinamikleri de bence göz önüne alınmalı. Misal top ne kadar klasik bir öğe olsa da, "klasik" adidas top kullanılması bence mantıklı. Onun dışında topun etrafındaki kurdelalar da logoya dinamizm kazandırmış. Ebru sanatından etkilenilmiş olması da güzel. Ama tabi o kısmını da kaç kişi görebilir muamma, misal ben onu da göremedim. Logonun bu tarz ana özeliklerinden çok, beni etkileyen sade, şık, gayet renkli ve canlı olması oldu. Tipografisi de bence logoya gayet uygun. Füturistik bir şeyler deneyelim derken bir ucube çıkmamış en azından ortaya. En basit yönünden bakarsak da diğer adaylar Fransa ve İtalya'nın logolarından çok daha iyi kanımca. Bu da nihai amaç açısından yeterli. Ayrıca logonun blog'umuzun arka planıyla uyumlu durması bile gayet yeterli bir neden:)

Çarşamba günü logoyla birlikte turnuvanın düzenleneceği şehirler de açıklandı. Beni logodan çok daha fazla şaşırtan şey ise, bu şehirler üzerinden yapılan yorumlardı. Bu konuda çok fazla polemik yaratmaya gerek yok. Seçilen şehirler belirli kriterler doğrultusunda en mantıklı olabilecek şekilde seçilmiştir. Evet, Euro 2016 nispeten geri kalmış şehirlerimizin kalkındırılması açısından çok önemli bir araç olabilir, ama biz Uefa'nın karşısına böyle bir kriterle çıkacak kadar politik güce sahip bir ülke değiliz. O açıdan Türkiye'nin amacı öncelikli olarak tüm kriterleri eksiksiz yerine getirmek, hatta bu kriterleri oldukça süslü bir biçimde sunmak olmalıdır. Halk olarak da biraz fevri davranmak yerine olaylara artık daha mantıklı bakmalıyız. Yoksa olay içinden çıkılmaz bir hal alır.

Lansmanda, ayrıca gözüme çarpan komik ve bir o kadar da abuk bir olay oldu. Bir basın mensubu, logonun alt tarafında kalan renklerin "açılım"la bir ilgisi olup olmadığını sordu. Ben bile içimden ne diyeceğimi bilemezken, bu sorunun muhattabı olan kişiler de anlamsızca soruyu soran arkadaşın suratına bakabildiler. Hala diyecek bir şey bulamıyorum.

Logo iyidir kötüdür, şehir seçimleri doğrudur yanlıştır, bunlar eleştirilebilir, tartışılabilir. Normal olan da budur. Ama öyle bir kitle var ki, hatta kütle var ki, sırf kendi yaşadığı şehir seçilmediği için turnuvanın Türkiye'ye gelmesini istemeyen, hatta çomak sokmak için elinden geleni yapan. Evet işte bu "kütle"yi bir şekilde aldırmak lazım. Asıl üzücü olan ise, bunu yapanların çoğunluğunu bu işten para kazanan kişileri olması ve olur da turnuva Türkiye'ye gelirse daha da çok para kazanacak olmaları...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder