21 Aralık 2009 Pazartesi

The Academy of Dreams

'This is the finest opportunity you are ever going to have to become an elite player and acquire some educational qualifications as you train. The rewards are enormous but you have to earn them. Give 100 per cent to everything you do and you will get there in the end

Olur da Arsenal'in futbol akademisine kabul edilirseniz bu kapıdan ilk defa girdikten biraz sonra yukarıdaki metni okuyacaksınız. Metnin anlatmaya çalıştığı ise basit, "Yeteneğiniz sizi bu kapıdan sokmuş olabilir ancak burdan sonra nereye gideceğiniz tamamen çalışmanızla alakalı."

Sene başında Arsene Wenger tarafından verilecek uzun konuşmada Arsenal'in oyuncusu olmanın ne demek olduğu ve şu an bulunduğunuz yerin bir hak değil bir ayrıcalık olduğu size anlatılacak olsa da ne kadar şanslı olduğunuzun farkına bir an önce varmanız sizin hayrınıza.

Arsenal efsanesi David Seaman'ın gelişiminizle bizzat ilgileniyor olması bu ayrıcalıklardan sadece birisi.

A takım çalışma sahasıyla aranızda bulunan 4 metre yüksekliğindeki duvar, aşmanız gereken dev bir engel gibi gözükse de, ara sıra antremanıza uğrayan sizden önce bu duvarı aşmış Fabregas, Bendtner, Wilshere, Gibbs gibi oyuncular bunun imkansız olmadığının kanıtı gibiler. A Takımla paylaştığınız alanlardan birisi olan otoparktaki araçlara bakıp duvarı aştığınızda nelere sahip olabileceğinizi görmeniz de mümkün.

Hocanız Steve Bould, tahmin edebileceğiniz gibi, bir teknik oyuncu yetiştirme duayeni. Futbol topu vücudunuzun bir parçası olana kadar tatmin olmayacak bir adam. Bu yolda size ısınmaları bile topla yaptırdığını görürseniz hiç şaşırmayın. Wenger'in takımının teknik standartları hakkında en ufak bir fikriniz varsa zaten bu ısrarın sebebini de biliyorsunuzdur.

Zaman zaman Wenger, Bould'dan A Takım antremanında kullanmak için oyuncu isteyecektir. Sanırım böyle bir şansı iyi kullanmanız gerektiğini söylememe gerek yok. Bould'un Wenger'e gönderdiği adam olmak için ayrı, Wenger'in elindeki yıldızların arasında göze batmak için ayrı çalışmanız gerekecek yalnız.

Yüksek standartlara doğru eğitiliyor olduğunuz için zaman zaman kendinizi bir torna tezgahından hissedebilirsiniz. Soyunma odalarında sakız çiğnemek ve ya cep telefonu kullanmak yasak. Dahası el sıkışmanız bile tavsiye edilmiyor. (Domuz gribi sağolsun) Ortalıkta galoşla dolanan ziyaretçiler görüp kendinizi hastane koridorunda zannetmeniz de mümkün.

Disiplin var dedik ama genç oyuncuların abilerinin kramponlarını temizlediği ve ya koridorlara yağlı boya attığı günler geride kalmış durumda. Bu günlerde sizden tek beklenti kendi kendinizi temizlemeniz.

A takıma yapmanız gereken tek kıyak, kulübün geleneksel christmas öğle yemeğinde onlara Jingle Bells söylemek. Onun bile provası var tabi ki..

Bir futbol akademisinde olsanız da bütün gününüzün sahada geçeceğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Tüm akademi öğrencileri BTEC diploması almak zorunda ve buna yardımcı olacak kurslar akademi dahilinde verilmekte. Bunun haricinde modern futbol analizinin yapıldığı kurslara da devam etme zorunluluğunuz var.

Mükemmeliyetçiliğiin kanınıza işlendiği bir yer burası. Kaybedenin takımın malzemelerini taşıyacağı bir penaltı yarışmasının sonucunda, kaybeden takımın iki oyuncusu soyunma odasına doğru girmektedir,

- Son penaltıyı kaçırdığın için bütün eşyaları taşıyoruz.
- Direkten döndü, çok şanssızdım.
- Hayır, kaçırdın.

Bilmem anlatabiliyor muyum?

3 yorum:

  1. daha fazla böyle yazı okumak istediğimi bilmem belirtmeye gerek var mı:)

    YanıtlaSil
  2. 25 yaşındayım ve bir kaç güne 26 olacağım yani her şey için çok geç adıma : ) lakin yinede şu yazılar ve fotoğraflardan sonra zaten aşık olduğum bu takıma bu olguya ve hatta felsefeye diyebilirim girmek adına dakikalarca hayal kurdum koskoca adam olmama rağmen, gerçekten ne büyük bir şanstır bu ve umarım en iyi şekilde değerlendirir gençler zira artık kupalar kaldırılmalı bu eşsiz kulüpte..

    FOREVER ARSENAL..

    YanıtlaSil
  3. gerçekten güzel bir post olmuş, teşekkürler.

    YanıtlaSil