30 Kasım 2009 Pazartesi

Seninle 270 Dakika (270)

Maçın kader anı yukarda sanırım. İlk yarı, son 1,5 senedir Barcelona orta sahasını en hızlı geçen takımı gördük sahada. Real Madrid, Barca'ya pek alan bırakmadı ve kaptığı topları gerek Kaka'nın sürati, gerekse Alonso'nun isabetli paslarıyla Ronaldo, Higuain ikilisine taşımayı başardı. İlk 45 dakikada Real 2 gol bulup maçı bağlayabilirdi; ama olmadı. El Clasico'da girdiğiniz pozisyonları değerlendirememenin faturası genelde ağır oluyor.

Real Madrid'in ilk 45 dakika iyi yaptığı alan daraltmayı 90 dakikaya taşıyıp taşıyamayacağı maçın sonucunu belirleyici faktör olacaktı. Guardiola'nın, bu sezon bir türlü işleyemen 4-6-0'dan vazgeçmesini takip eden 5. dakikada Real Madrid savunmasının açık vermesi ilginç oldu. Oyuna bir golcü girdiği gerçeği bile yetti, Real'in narin savunmasını tedirgin etmeye. Yedikleri gole rağmen, Barca'nın 10 kişi kalmasıyla Real'in eline maçı çevirme şansı geçti. Ancak, değerlendirilemeyen bu şans, derbiyi iyi yönettiğine inandığım Pellegrini'nin Ronaldo değişikliği nedeniyle Aforoz edilmesine sebep olabilir. Futbolun ilginçliği de burada zaten. Eğer Ronaldo ve Marcelo ilk yarıda pozisyonları değerlendirse Guardiola, İbrahimoviçle başlamadığı için topa tutulacaktı; Barca maçı kazanınca Pellegrini gitti giyotinin altına.

El Clasico'yu kaybeden taraf Real Madrid olsa bile, lig yarışında hala avantajlı olduklarını düşünüyorum açıkçası. "Yok artık" postundan da görüleceği üzere sezona mümkün olan en zorlu fikstürle başladılar ve Barca ile aralarında sadece 2 puan var. 13 Aralık'ta ki Mestalla ziyaretinden sonra Real'in tüm zorlu maçları kendi sahasında. Barcelona'nın şampiyonluk şansı geçen seneki formlarına ne kadar yaklaşabilecekleri ile doğru orantılı. Şu ana kadar ne Şampiyonlar Ligi'nde ne de ligde bekleneni vermiş değiller. Son maça kadar sürecek bir La Liga bekliyor bizi gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder