29 Kasım 2009 Pazar

Seninle 270 Dakika (180)

Bu akşam Liverpool'un oynadığı futbolu eleştirdikten sonra Arsenal'i klasik yenilgilerinden birini alırken görmek ilginç oldu. Sahada hiç bir şey yapmayan ama sonuç alan bir Liverpool mu, yoksa herşeyi deneyen ama sonuç alamayan bir Arsenal midir doğru yolda olan?

Bu akşamki maçı tekrar yorumlamak sanırım anlamsız olacak. Çünkü aynı maçı onlarca kere yaşadı Arsenal'i izleyenler. Topu kontrol eden taraf olup golü bulamayan bir Arsenal ve az ve öz fırsatları büyük bir yüzdeyle değerlendiren rakipler. Sanırım kimse bu sonuca şaşırmamıştır çünkü daha Sunderland maçında belli olmuş gibiydi Chelsea maçının sonucu.

Bu sezonki Arsenal, her maçta en az 1 gol yiyen ancak gol yollarında da fazlasıyla etkili bir görüntü çizen bir takım görüntüsündeydi. Sakatlanana kadar 7 gol 8 asistle oynayan Van Persie de bu işleyen hucüm çarkının en önemli dişlisiydi. Persie'nin oynamadığı 2 lig maçında Arsenal gol atmayı başaramayıp 2 yenilgi birden aldı. Bir sistemin tek bir oyuncunun varlığına bu kadar bağımlı olması şüphesiz ki bir zayıflıktır ve Arsenal bunun faturasını bir kez daha ödemeye başladı. Bu sezona berbat başlayan Eduardo'nun, Chelsea gibi bir savunma karşısında patlama yapmasını beklemek hayalcilik olacaktı ve nitekim Wenger'de kendisine 55 dakika dayanabildi. Kendisinin Premier Lig metaryali olmadığı sanırım bu sene daha bir ortaya çıkacak. Gelecek sezon Arsenal'in kadrosunda olacağını da zannetmiyorum.

Yarın, basında, Arsenal'in harcamadığı bütçe ve yapmadığı transferler konusunda tonlarca yazı çıkacaktır muhtemelen. Bunlara hak vermek ya da vermemek herkesin kendi görüşü ama dönüp yaz transfer dönemiyle ilgili pişmanlıklardan bahsetmenin pek bir anlamı yok şu an. Daha önce Chelsea'nin turnusol özelliğinden bahsetmiştim, Arsenal de bu testten geçemedi ve şu an elindeki kadrodan bir Premier Lig şampiyonu çıkmayacağı bir kez daha kanıtlanmış oldu. Sanırım elindeki kadroya büyük bir inançla bağlı olan Wenger de 2-3 "önemli" eklentinin gerekli olduğunu kabul etmiştir bu akşamdan sonra. Bu eklentilerin Ocak'ta mı yoksa Temmuz'da mı yapılacağı ise tamamen Arsenal'in transfer açıldığındaki konumuyla ilgili. Geçen sene sezon ortasında ilk 4'ün dışına düşmek üzere olan Wenger, kadroyu Arshavin ile desteklemek zorunda kalmıştı. Bu sezon da benzer bir senaryo yaşanması olası. Ocak'taki takviyenin büyüklüğü takımın sezondan beklentisinin büyüklüğüyle doğru orantılı olacak.

İlk paragraftaki soruya gelirsek. Takımın sonuç almasını istemeyen bir taraftar yoktur sanırım. Ancak ben Arsenal'in futbol felsefesinden ödün vermesini kesinlikle istemeyenler tarafındayım. Sahada 8 defans oyuncusuyla adam kovalayan bir Arsenal göreceğime Wenger'in projesinin bir kez daha sonuç vermesini beklemeye razıyım. Bu felsefenin doğru oyuncularla neler yapabildiğini geçen seneki Barcelona'ya bakarak görmek mümkün. Ha Arsenal, Barcelona olana kadar bizim saçlar dökülür mü orasını da zaman gösterecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder