11 Kasım 2009 Çarşamba

Nankör İstatistik(ler)

Futbolda, belki de istatistiğinin tutulmasının en zor olduğu pozisyon kaleci pozisyonudur ve Türkiye'de de bu zorluğunun yanında en saçma şekilde tututalan bir istatistiktir.

Kalecinin geçmişine bakılır ve oynadığı maç sayısına göre yediği gollerin ortalaması alınır ve bu istatistik üzerinden kalecinin iyi ya da kötü olduğu gibi bir sonuca varılmaya çalışılır. Sonuçta da anlamsız ve sağlıksız bir istatistik çıkar ortaya. Bu noktadaki en acı durum ise, boş medya kanallarını saymazsak, bu alanda yaptıkları işlere değer verilen medya kuruluşlarının da bu tip istatistikler üzerinden yorum yapmasıdır.


Aslında bu soruna bir taraf olarak yorum yapmak istemiyorum, çünkü yıllardır bir çok kaleciye, karalamak amacıyla olsun, başka amaçlarla olsun bir çok kez yapılmış bir şey. O açıdan, bu sorunu genel bir şekilde ele almak bence daha doğru olacaktır.

Peki bir kaleciye doğru istatistiksel bakış nasıl olmalıdır dersek, bence bir kaleci kısmen sağlıklı bir şekilde değerlendirilmek isteniyorsa, yediği gollerin yanında oynadığı maçlarda kaleyi bulan şut sayısıyla yediği gol sayısının oranlanması gerekir. Gerçi burada, kalecinin önünde oynayan defans oyuncularının kalitesi, kendi kalesine atılan goller, kontrpiyede kalarak yediği goller, direkten dönen toplar vs. gibi bir çok değişken var, ama bunları sayısal hesaba katmak zor olduğu için göz ardı ediliyor. Bu da saçma bir kaleci değerlendirmesinini ortaya çıkarıyor. Ama dediğim gibi en azından kaleyi bulan şut/yenen gol istatistiği göz önüne alınırsa, bu saçma durumun biraz da olsa önüne geçilecektir.

Sonuç olarak, bunu kalecilere yapanlar, her yeni transfer olan defans ve orta saha oyuncularının oynadığı maç/attığı gol sayısı istatistiğini de vermeye devam ediyorlar. Bakalım bu olay ne zaman düzelecek merakla beklemekteyim. Umarım fazla sürmez...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder