25 Ekim 2009 Pazar

Şifreler ve Çözümleri

Bir önceki yazıda bigboned güzel noktalara değinmiş. Maçtan önce de beraber tartıştığımız bazı konular vardı. Bunlardan biri de Arda'nın psikolojik olarak maça hazır olup olamayacağı ve hazır olamazsa oynanacak futbola nasıl bir zarar vereceğiydi.

Ben açıkçası Arda'nın bu maçta yedek başlamasından yanayım, her ne kadar sezon başı bir olgunlaşma dönemine girdiğini ve kendsini kafa olarak geliştirdiğini söylesek de, Fenerbahçe maçlarında "Galatasaray'lı oyuncuların kötü oynadıkça kontrolü kaybetme hastalığna" yakalanabilir. Son haftalarda formsuz olan bir Arda da bu hastalığın sinyallerini vermekte. Bazıları Fenerbahçe maçının onu aşırı motive edebileceğini söyleyebilir, ki bu daha da büyük bir sorun yaratabilir. Hoş yarınki maçta olumsuz motivasyon sergileyebilecek tek oyuncu Arda'ymış gibi bir ortam da yaratmak istemem, ne yazık ki ona eşlik edebilecek Ayhan, Mustafa Sarp, Sabri vb. gibi diğer oyuncularda olacaktır.

Siyasi söylemden çıkarsak, aşırı motivasyon dediğimiz şey amiyane tabiriyle gaza gelmektir. Ve bu gaza gelmenin sonuçlarını da son 10 seneki Fenerbahçe - Galatasaray maçlarında gördük. Yalnız bu sonuçları yaratan öğelerden biri yarın Fenerbahçe'de olacak; Emre Belözoğlu. Bunu Galatasaray açısından bir fırsat olarak değerlendirmek, kendi görüşlerimle hatta görüşlerimizle çelişebilir, ama sahada psikolojik de bir oyun oynanacaksa bunun başlangıç noktası Emre olacaktır. Sonuçta, umarım yarın her şeyden önce futbol oynanır ve sonuçtan çok oynanan futbol konuşulur. Şu dediğime geçmiş yıllar ben bile inanmazdım ama Rijkaard bu tip şeylere inanmamı sağlıyor. Neyse yarın göreceğiz artık ne olup ne biteceğini. Tabi, bu arada maçın sonucunu sinsice bekleyen medyaya da hazırlıklı olmak lazım, bakalım ne gibi şeylerle bir suçlu yaratmaya çalışacaklar.

Son olarak, bigboned'un yazısına şu fotoğrafla ek yapmak istiyorum;

1993-2000 arası farklı bir Fatih Terim, 2000 sonrası farklı bir Fatih Terim. Gelişerek değiştim klişesini değişerek geriledime çeviren adam...

Daha önce de söylemiştim, herkese de sormak isterim, Fatih Terim''in ilk Milli Takım ve Galatasaray yıllarındaki, şimdiye göre olan farkını yaratan neydi diye. Bu başlı başlına bir yazı konusu gerçi, ama her şeyi siyasete ve görüşlere bağladığımızı düşünen arkadaşların biraz da futbol dışındaki kişisel ilişkilere, yıllardır Galatasaray'da ve Türk futbolunda oluşan gruplaşmalara bakmalarını tavsiye ediyorum. Maalesef Türkiye'de birçok şey düşündüğümüz gibi yürümüyor ve birçok insan dışarıdan göründükleri gibi değiller...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder