19 Ekim 2009 Pazartesi

İç Çelişkiler

Yeni bir iş ve getirdiği heyecan, tempo derken bu yazı biraz geç kaldı. Aslında içeriği milli maç sonrası ortaya çıkan gelişmelerle ve Fatih Terim'le ilgili olacaktı, ama haftasonundaki maçlar sonrası yapılan yorumlarla içerik farklı bir hal aldı. Bu içeriğin oluşmasının başlangıç noktası ise yine Fatih Terim'di.


Milli maç haftasından önce, alınacak sonuçlarla Fatih Terim'in istifa edebileceğini söylemiştik. Hoş, tam da bir istifa olmadı. Basit bir olay, çıkar ve entrika ilişkisi haline getirildi. İstifayı aslında fazla tartışmaya gerek yok. 1996-2000 yılları arasında, dönemin gerekliliklerine uyarak kendini geliştiren bir teknik direktör görüntüsü çizen Fatih Terim, 2000 yılından sonra bir adım bile kendini geliştirememesi bir yana, kişiliğindeki olumsuz yöndeki büyük değişimle de kendi sonunu hazırladı. İnsanın psikolojik evrimini de ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.

Yazının konusuna gelirsek, Fatih Terim'in istifasıyla "istikrar" diye bağıran yazarlar ortaya çıtı. Burada yine ilginç olan, bu istikrar diye yırtınanların zamanında Lucescu'nun, Daum'un, Şenol Güneş'in ve şu anda Riijkaard'ın ipini çekmeye çalışan kişiler olmasıydı. Gerçi bu durum medyamızda çok yeni bir şey değil, ama son haftalarda çok fazla göze batması rahatsız edici oldu. Arda, Rüştü vb. gibi oyuncuların da profesyonelliklerini unutarak yaptığı yorumlar da bu rahatsız ediciliği destekler nitelikteydi.

İkinci çelişkiler yumağı da bu haftasonundaki lig maçlarından sonra ortaya çıktı. Önce ilk 8 haftada genellikle iyi yönde eleştirilen, ama sadece "Beşiktaş'tan biraz daha şanslı olduğu için" bütün maçlarını kazanan Fenerbahçe'nin teknik direktörü Daum, "bu mağlubiyetin geleceği belliydi, çok kötü değişiklikler yaptı" vs. şeklinde eleştirildi. Halbuki bir hafta önce takımını süper çalıştırmış, her geçen hafta daha iyi olacak bir takım yaratmış bir Daum vardı yazar(lar)ımıza göre.


Bu çelişkiler yumağının ikinci ayağı ise tabi ki Rijkaard üzerinden gerçekleşti. Sergen Yalçın, "Sahada disiplinsiz bir takım var, Rijkaard oyun sistemini artık gözden geçirmeli" şeklinde bir eleştiri yaparak iç çelişmeye yeni bir boyut kazandırdı ve sanal bir sorunu fiziksel bir soruna bağladı. Gerçi bizim futbolcularımızın hepsi de teknik direktör olduğu ve profesyonelliğin p'sinden uzak olduğu için, bir tepki oyunu ortaya koyuyor olabilir. Zaten öyleyse vay halimize...
Ama şu da varki kötü oynayan bir takımın sorunu sırf mental olarak tanımlar ya da biraz alengirli eleştirmezseniz fazla okunmazsanız. Bu da etkileşimin diğer tarafı olan okuyucularla ilgili. Başlı başına başka bir yazı konusu...


Böyle giderse gelecek haftalarda, "bu iç çelişkileri" bir yazı dizisi haline bile getirebiliriz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder