24 Ekim 2009 Cumartesi

Fatih Terim Kaybeder

Derbinin sonucunun ne olacağı bu ara en hararetli tartışma konusu doğal olarak. Her zamanki gibi "Galatasaray'ın ilerisi iyi, Fener'in gerisi" tadından öteye gidemiyor bu tartışmalar. Oturup burda maç için teknik bir analiz yapmak istemiyorum çünkü buna gerek yok. Şöyle açıklamaya çalışayım:

Fenerbahçe'nin son yıllarda, derbi maçlarında Galatasaray'a karşı üstünlüğünün sebebi hakkında bir çok görüş var ama hiç birisi konuyu tam olarak açıklayamıyor bence. Benim bu konudaki teorim, sahada oynanan futbolla alakalı değil. Son 10 yılda Fenerbahçe, Galatasaray'ın form durumu ne olursa olsun, derbi maçlarından istediği sonucu alan takım görünümünde. Yenildiği maçlarda bile başabaş bir oyun oynadığını ve Galatasaray'a pek ezilmediğini görüyoruz. Öyleyse bu trendin sebebini Galatasaray'ın oynadığı futbolda aramak yersiz. Galatasaray, UEFA kupasını aldığı sene bile Fenerbahçe'ye kaybettiyse burada başka bir sebep var demektir.

Bence bu sebep gayet aşikar. Galatasaray'ın kaburgasını oluşturan oyuncular çoğunlukla Türk iken, Fenerbahçe son 10 yıldır hep yabancı futbolculardan kurulu bir iskeletle sahada. Galatasaray'ın bu Türkleri ne zaman derbi olsa, baskı altında ezilip kalıyorlar. Buna karşılık Fenerbahçe'nin yabancıları ise gerek derbinin önemini tam kavrayamadıklarından, gerekse daha profesyonel olduklarından sahada ayakta kalan isimler oluyorlar.

Stres altında ezilen Galatasaraylı oyuncular, derbilerde futbol oynamaktansa, olay çıkarmaya meyilli taraf oluyorlar. Tabi bunu sadece Türk oldukları için yapmıyorlar. Türk ırkının genlerinde, derbilerde oynayamama DNA'sı olduğunu falan zannetmiyorum. Bu oyuncuların ortak özelliği, hepsinin bizim devrik imparatorun elinden geçmiş olması. Evet, üzülerek söylüyorum ama Galatasaray'ın son 10 senede yetiştirdiği bütün Türk futbolcular Fatih Terim'in zihniyetini az veya çok kapmış durumdalar. Bu zihniyet, kırmızı kart gördüğü için oyuncusuna saha kenarında el kaldıracak kadar şuğursuz bir zihniyet. Dolayısıyla bu mantaliteden biraz tadan her adam, rakibe, hakeme, taraftara diklenmeyi marifet sanıyor. Taraftarına yaranmanın yolunu rakibini yenmekten çok, rakipten bir oyuncuya kafa atmakta arıyor. Özellikle Fenerbahçe maçlarına ekstra pompalanarak salınan bu adamlar, daha 1. dakikadan itibaren, hakemle, rakiple, tribünlerle ve hatta birbirleriyle oynamaya başlıyorlar. Akıllarına gelmeyen tek şey meşin yuvarlakla oynamak tabi ki. Bu anlayış yüzünden, 6 tane gol de yediler, 4 kırmızı kart gördükleri de oldu.

Bu noktada Fenerbahçe'nin avantajı, hem kritik oyuncularının yabancılardan oluşması, hem de Fatih Terim gibi bir zararlının kapılarından içeri girmemiş olması. Öyle ki, "Yarınki maçta Fenerbahçe adına kim olay çıkarır?" diye bir anket yapsak, eminim ki Emre Belözoğlu ismi uzak ara 1. gelecektir. Peki bu ismi Fatih Terim'in 1. numaralı askeri olması tesadüf mü? Pek sanmıyorum. Fenerbahçe'nin kapısından içeri girmiş 'Fatih Terim zihniyeti' Emre Belözoğlu'ndan ibaret. Belki bir de Lugano var saatli bomba olarak Fener'in elinde ama Lugano şahsen olay çıkaran bir arkadaşımız değil. Genelde Galatasaray'ın patlamaya hazır bombalarının pimini çeken adam oluyor o. Yani olay çıkartmaktansa, çıkarttırmayı seviyor.

Yarınki maçın sonucunun ne olacağını bu hastalıklı zihniyetin Galatasaray takımında varlığını ne ölçüde sürdürdüğü belirleyecek. 2. dakikada hakeme ya da rakibe bağıran çağıran bir Sabri görürseniz hemen gidip Fenerbahçe'ye canlı bahis oynayın. Beni umutsuzluğa sürükleyen Galatasaray'ın kaptanı ve en iyi oyuncusunun, geçen hafta Fatih Terim'i ilah ilan eden bir arkadaşımız olması. Zaten son Fenerbahçe maçının da kahramanıydı kendisi. Yarın da sahaya "Polat Alemdar" kimliğiyle çıkarsa, Galatasaray bir 6 daha yer rahatlar. Yok Galatasaray takım olarak kafasını önüne eğer, sadece ve sadece oynadığı futbola konsantre olursa o zaman her şey olur. Yani sahaya Fatih Terim çıkarsa Galatasaray kaybeder, Frank Rijkaard çıkarsa güzel maç olur.

3 yorum:

  1. tebrik ederim, çok ilginç bir tespit olmuş. biraz daha somut örnekler sıralanıp üzerinden belli başlı olaylar anlatılırsa tez bile olur. Bravo!

    YanıtlaSil
  2. Ben yine Polat Alemdar kısmına takıldım.. :)

    Ayrıca herşey bir yana Fatih Terim ile çalışan bütün oyuncular onu yere göğe sığdıramıyor. Normal yaşantısında ne kadar sakin ve neşeli birisi olduğundan bahsediyor... Dolayısıyla ben bu Fatih Terim çevresinde oluşan algıyı ve söylenenleri açıklayamıyorum.

    Fatih Terim'i sevmem, bir Galatasaraylı olarak döneminde kazanılan başarı sebebiyle saygı ve minnet duyarım. Sadece "gaz" veya modern tabirler "motivasyon" ile bir kupanın geleceğine inanmıyorum. Taktik açıdan UEFA döneminde kendi sistemini oturtmuştur ancak elinde çok çok iyi bir de kadro vardı.

    Bunları bir kenara koyarak, milliyetçiliğin, Fatih Terim'i sevmenin veya başka şeylerin "Polat Alemdar"lık ile ilişkilendirmenin yanlış olduğunu tekrar söylemek istiyorum. Başka bir postta da yazmıştım bu etiketler bence yanlış. Hem ideolojik olarak altları dolu değil hem de bizim önyargılarımızla oluşturulmuş durumda...

    YanıtlaSil
  3. bu adamlarin hangi ideolojiden olduklari pek umrumda degil benim.. ortada bir gercek var ki senelerdir fatih terim'in elinden gecen futbolcularin kisilikleri erozyona ugruyor.. terim'in oncusu oldugu `kavga kulturu`nu benimsiyorlar.. rakiple, medyayla, taraftarla, kendi takim arkada$lariyla surekli kavga halindeler ve gerek milli takim, gerekse galatasaray'da olsun "biz vs onlar" hizipciliginden kurtulamiyorlar..

    bu bozuk psikolji ozellikle derbi maclarinda apacik ortaya cikiyor.. benim polat alemdar benzetmem, arda'nin saha icerisindeki hal ve hareketleriyle ilgili.. en son fener maci hala gozumun onunde.. yoksa milliyetciymis, degilmis beni ilgilendirmiyor.. ben sahada gordugumu yorumluyorum..

    YanıtlaSil