22 Eylül 2009 Salı

Az Bazen Çoktur

Milan Baroş iyi bir forvet. Nonda ile kıyasladığınızda sahada daha fazla iş yaptığı kesin. Oyunu geniş alanda oynuyor, daha çok basıyor, kanatlara kadar gelip top alıyor, gol pası atıyor vs.. Ancak tüm bunları yaparken zaman zaman takımın 2. forvetiymiş gibi hareket ediyor. Yani etkili olabilmesi için ya yanında bir "bitirici adam" olması gerekiyor ya da orta sahadan Arda, Kewell, Keita ve Elano'nun, Baroş'un boşalttığı "bitirici adam" pozisyonunu doldurması. Panathinaikos maçındaki ilk gol bunun güzel bir örneği mesela.

Nonda ise Baroş'a göre çok daha basit düşünen bir adam. Sahaya çıktığında tek derdi "bitirmek". Zaten topla olan yetenekleri de Baroş gibi oynamasını engellediği için topla fazla oynamaması gerektiğini bilerek, tamamen pozisyonları bitirmeye odaklanıyor Nonda. Bu kulağa hoş gelse de orta sahanın pozisyon hazırlayamadığı günlerde sıkıntı yaratan bir durum. Geçen seneki Nonda mesela, futbolu unutmuş gibiydi. Oysa sorun onda değil onu bir türlü pozisyona sokamayan orta sahadaydı. Öte yandan aynı sorunlu orta sahanın önünde oynamasına rağmen Milan Baroş iyi perfomans veriyordu. Çünkü kendi pozisyonunu hazırlayabilen, orta sahaya tamamen muhtaç olmayan bir forvet tipiydi.

Bu iki adamdan birisini överken, diğerini yermek zorunda değiliz. Aksine Galatasaray'ın birbirinden farklı iki forveti kadrosunda barındırmasını bir şans olarak kabul etmeliyiz. Dünkü maç da bunu gösteren önemli bir olaydı. Sahada yapılması gereken "bitirmek" idi ve Nonda da çıkıp bunu yaptı. Yani sahada daha az iş yapıp takıma daha çok katkıda bulundu. Burda önemli olan Nonda'nın bu istikrarını koruyup, Rijkaard'ı, Baroş'a iyi bir alternatif olacağına ikna etmesi. Çünkü Galatasaray'ın şu an oynadığı, bol pozisyona giren oyun, Nonda'nın patlama yapması için biçilmiş kaftan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder