6 Ağustos 2009 Perşembe

Yenilenme

Türk futbolunun belki de en büyük sıkıntısı yenilenme. Bu yenilenme sadece sahada oynanan futbolda değil, futbolun yönetimininde, medya kısmında, futbolcu mantalitesinde ve kısacası futbolla bağlantısı olan her alanda tam olarak gerçekleşememekte ya da hiç gerçekleşmemekte. Bana göre futbol 90'ların ortasında ve 2000'li yılların başından itibaren iki büyük yenilenme geçirdi. İlk dönemde Galatasaray Fatih Terim yönetiminde bu değişimi bir nebze yakaladı. Yüksek tempolu, alan daraltmaya ve baskıya dayalı, savunmayı önde kuran, bütün hatların birlikte hareket etmeye çalıştığı bu yapı Galatasaray'a UEFA kupasını getirdi. Ama bu noktadan sonra devam eden değişime Türk futbolu ayak uyduramadı. Hatta attığı önemli adımı da geri çekip, eski ile yeni arasına sıkışıp kaldı. Günümüze geldiğimizde ise artık kalıplaşmış taktik sınırlarının, terimlerin ve futbolcu yapısının tamamen değiştiği bir futbol var.

Kalıplaşmış taktikler dedik; açıkçası bu konuda Rijkaard'ın Türkiye'ye gelmesiyle Türk futbolunda bir değişim olacağına inanıyorum. Ama maalesef ki başta saydığım futbolun medya kanadı bu duruma ayak uydurabilecek mi, bundan şüpheliyim. Çünkü hala 4-3-3, 3-5-2, 4-4-2 gibi standart taktiklere takılıp, o orada oynar mı, o oyuncular sisteme uyar mı, tarzı yorumlar devam etmekte. Bu da yetmiyormuş gibi 2000'li yılların başında tamamen bitmiş olan "10 numara" terimi de ısrarla kullanılmaya devam ediyor. Bu tarz yorumlar artık o kadar sıktı ki, bazen kriket izlemeye başlasam daha mı az sıkılırım acaba diye düşünmekteyim. Neyse, ne diyorduk, evet taktiksel değişimde artık sınırlar kalkmaya, futbolun sadece belirli yönlerini oynayabilen, sahanın belirli bir kısmına tıkılıp kalan futbolcu tipi yok olmaya ve sahada her şeyi yapabilen, 2'li 3'lü basit oyunları oynayabilen futbolcular ön plana çıkmaya başladı. Taktikler de kalıplaşmış standartlarının dışına çıkıp çok farklı dizilişlerle şekillenmeye başladı. Arsene Wenger ve Sir Alex Ferguson gibi futbol adamları, standart dizilişleri 0-2-8, 2-8-0 gibi dizillişlere çevirirek takım futbolu mantalitesini kökünden değiştirirken, bizim standart olarak forvet, ön libero ya da orta saha dediğimiz adamları sahanın her yerinde kullanmaya, daha doğrusu kullabilmeye başladılar. Kullanabilmeye başladılar kısmı ise olayın altyapı yönünü işaret ediyor. Bu noktada, Rijkaard'la girdiğim ana konuya geri dönerek bizde değişimin gerçekleşmemesinde en büyük nedenin altyapılar olduğunu söyleyebilirim. Zaten Rijkaard'ın Galatasaray'da yaptığı ilk önemli şeyin de altyapıdaki mantaliteyi değiştirme hamlesi olması, nasıl düşündüğünü ve zamanla neler yapabileceğini gösteriyor. Bu bağlamda, umarım sabırlı olup, değişimi görebilir ve artık Arda'yı savunmadan top çıkarırken, Rooney'yi defansın göbeğinde top çalarken ya da xavi gibi, bizim ön libero diye tabir ettiğimiz bir oyuncuyu deli gibi hücum ederken gördüğümüzde şaşırmayız...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder