19 Ağustos 2009 Çarşamba

Uçan Kafa

Takımınız Everton'a karşı oynuyorsa topu kornere yollamadan önce iki kere düşünmeniz gerek. Çünkü her biri 2'şer metrelik 4 defans oyuncunuz da olsa, 1.78'lik Cahill'in uçarak hava sahanıza giriş yapmasını engellemeniz zor. Yükselme, zamanlama ve kafa vuruşu isabeti üçlüsünün mükemmel birleşimi bu adam, benim gözümde dünya üzerindeki hava hakimiyeti en iyi oyuncu.

Aynı vatandaşı Kewell gibi sevilesi bir adam kendisi, sadece hava hakimiyeti olduğu için değil tabi ki. Sydney'de doğan ve Sydney Utd. altyapısında futbola başlayan Cahill, İngiliz bir baba ve Samoalı bir annenin küçük oğlu. 18 yaşında, Millwall tarafından denenmek için İngiltere'ye davet edilen Cahill'in ailesi bu yolculuğun masraflarını karşılamak için banka kredisi almak zorunda kalmış. Aynı yıl Millwall ile ilk profesyonel konratını imzalamayı başaran Cahill, "Kontratı imzaladığım gün ailemi aradım ve işlerinden istifa etmelerini söyledim, o günden beri de çalışmıyorlar" diyor. Ailesine düşkünlüğüyle bilen Cahill, kavga sırasında tekme attığı birinin kör olmasına neden olan abisinin tutuklanmasına olan tepkisini bir gol sevincinde gösterince tüm şimşekleri üzerine çekmişti.

Bu hareketten sonra gençlere kötü örnek olmakla suçlanan Cahill, aslında Unicef için aktif olarak çalışan birkaç futbolcudan birisi. Özellikle Samoa'daki çocuklar için bir takım projelerin altına imza atan Avustralyalı, biri Dubai'de diğeri Avustralya'da olmak üzere 2 de spor akademisi açtı. Son dönemde, "Childhood Heroes" adlı çocukları okumaya teşvik eden bir Unicef projesinde aktif olarak rol alıp Gerrard, Ferdinand ve Arteta gibi isimleri de bu projeye destek vermeye ikna etmeyi başardı. Aynı zamanda Avustralya tarihinin en büyük yangınında ölenlere saygısını da diğer bir gol sevincinde koluna taktığı siyah bant ile göstermiş duyarlı bir adam Cahill.

Pek bilinmeyen bir özelliği de yaptığı forma koleksiyonu. İngiltere'ye geldiği günden beri favori oyuncularından formalarını istemiş, Shearer, Keane gibi adamlarla karşılıklı oynama şansını bulup onların da formalarını alabildiği için kendini şanslı sayıyor. Forma isteme konusunda biraz obsesif olan Cahill, bir keresinde Henry'den bir korner atışı sırasında formasını istemiş.

Everton taraftarları tarafından bir kahraman muamelesi görmesini de kulübe tutkuyla bağlı olmasına bağlıyor. Bizim ülkemizde, oyuncuların rakip takımlara transferleri söz konusu olduğunda yaptığı kaypak açıklamalara, profesyoneliz ayaklarına nazire yaparcasına, Cahill'in "Liverpool forması giyer misin?" sorusuna olan cevabını hiç dokunmadan yapıştırıyorum buraya.
Never. Never, never. No money in this world could convince me to play for Liverpool. That's not a lack of respect for Liverpool supporters or the football club. It's respect for the Everton supporters. You just can't do that. It goes against everything that I stand for. No chance.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder