12 Ağustos 2009 Çarşamba

İkinci Adam Olmanın Dayanılmaz Ağırlığı

Son günlerin popüler, Türkiye'nin ise her alanda, her zaman sıkıntısı olmuş bir konu ikinci adamlık. İkinci adamlıktan kasıt ne peki? Fubolda yardımcı antrenörlük, iş dünyasında asistanlık ya da yardımcılık, sinema sektöründe yardımcı yönetmenlik vs. vs. diye uzayıp giden bir liste. Türkiye'de ise genelde pek göz önüne alınmayan, fazla dikkat çekmeyen ve asla gerektiği hakkı alamayan bir görev(ya da iş).

Bu alanda en büyük göstergelerden biri, Amerika'nın spor kültürünün dünyaya en büyük yansımalarından biri olan NBA'dir. Head Coach'un yanında mutlaka ondan daha kariyerli, yaptığı işin uzmanı birileri vardır. Takımın teknik yöneteminin en önemli parçalarıdır bu adamlar. Ve çok büyük hürmet görürler. Futbolda ise bu sistemin en sağlıklı işlediği yer Premier ligdir.

Pekala, fazla ilerlemeden önce şu sorunun cevabını verelim: Bu insanlar neden ikinci adam olmayı seçiyorlar, neden en üst noktaya gelmeye çalışmıyorlar? Klasik bir laf vardır, herkes komutanlık yapamaz diye. Bir neden bu, yani bu kişiler liderlik motivasyonuna sahip olmadıkları için ya da bu yönde yetenekleri olmadığı için, en üst noktaya gelemiyorlar. İkinci neden ise, zaten o noktaya gelmek istememeleri. Çünkü asıl amaçları ve isteklerinin ikinci adamlık olması. Çünkü tamamlayıcı olduklarının, yaptıkları işin en iyi bildikleri şey olduğunu bilimeleri. Kısacası bu işi yapmaktan zevk alırlar. Zaten başarılı olan kısım da, bu zevk alan kısımdır. Son olarak ise, herkesin atladığı en önemli kısım, bu adamların üstünde olan kişilerin, bu adamları kendilerine denk gördükleridir...


Türkiye'de ise zamanında Roland Koch'la kıpırdanan bu konu, Johan Neeskens'in gelmesiyle iyice göz önüne geldi. Rijkaard'ın başarılarında kendisinin payının ne kadar büyük olduğu, yaptıkları işlerde nasıl ortak hareket ettikleri her gün basına yansımaya, herkes tarafından dile getirilmeye başlandı. Bu bir açıdan iyi, çünkü artık Türkiye'de bu göreve verilen önemin artması ve saygı görmesi lazım(bu konu aslında Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısına kadar dayanıyor ama konumuzu futbol olduğu için o alana girmiyorum). Yani artık, bir gün gelip de saha kenarında yardımcı antrenör taktik verdiğinde yardırganıp, teknik direktörün eleştirilmemesi lazım. Şunu da belirtmeliyim ki, Neeskens sadece futbolcular için değil, çalıştırıcılar için de büyük bir şans. Rijkaard'la başlayan yenilenmenin, kafaların da yenilenmesiyle, Neeskens'le güçleneceğini umuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder