16 Ağustos 2009 Pazar

Bende Yağ Bol


Manchester City ile ilgili haberlere bakarken bu sezonki maaş ödemelerine gözüm ilişti. An itibariyle tüm oyunculara ödenen yıllık ücretlerin toplamı 100 milyon pound sınırını geçmiş durumda.

En yüksek ödemenin yapıldığı oyuncular:

Robinho - £160,000 haftalık - £8,320,000 senelik

Adebayor - £150,000 - £7,800,000

Tevez - £150,000 - £7,800,000

Barry - £120,000 - £6,240,000

Toure - £120,000 - £6,240,000


Transferde harcanan 200 milyon pound ve üstüne 1 sene içinde ödenecek bir başka 100 milyon. Bunun içinde oyunculara vaadedildiği söylenen astronomik prim ödemeleri yok. Kulubün diğer masrafları yok.
Tamam, Şeyh Mansur'un 1 trilyon dolarlık servetine kıysala, Abramoviç'in 12 milyar doları emekli maaşı gibi kalıyor olabilir. Ancak, toplam kurumsal geliri (kar değil), 90 milyon sterlin olan City'nin, bu kadar manyakça para harcamasının hiç bir sonucu olmayacak mı?

Abramoviç örneğine bakarsak. Ne kadar zengin olursanız olun sürekli zarar eden bir kuruma sahip olmanın hoşunuza gitmeyeceğini söyleyebiliriz. Özellikle futbol gibi masrafların dipsiz bir kuyuya atar gibi harcandığı bir endüstrinin içindeyseniz.. Bir noktada, yaptığınız yatırımın geri dönmesini beklemeniz kadar doğal bir şey olamaz. Ancak, bu şartlar altında City'nin kar etmesi için 5 sene üstüste hem lig, hem Şampiyonlar Ligi falan kazanması gerekebilir. Ve bunun pek de kolay olmadığını, yani harcanan paranın ve gelen başarıları aynı oranda arttırmadığını, en iyi Abramoviç öğrendi yakın zamanda.

Abramoviç örneği aslında pek de yerinde olmayabilir. Çünkü 12 milyar dolarlık servetten bahsetmiyoruz burda. Burda bahsettiğimiz, petrolün varil fiyatı 1 dolar arttığında günlük kazancına 500 milyon dolar ekleyen bir adam. Yani şu anki katı yakıt bağımlısı dünya ekonomisinde Şeyh Mansur'un servetinin bir sınırı yok gibi. Bu adamın, Manchester City'i satın almasının nedeni bu kulubü başarıdan başarıya koşturmak ve ya kar ettirmek falan değil. Buradaki tek amaç, futbolun getirdiği populariteyi, Dubai - Abu Dhabi rekabetinde avantaj sağlamak için kullanmak. Man City'nin bu sene forma reklamı olarak Abu Dhabi merkezli Etihad*, ile anlaşmış olması da tabi ki tesadüf değil. Aynı adam, üç yıl önce Ferrari'nin %5'lik hissesine 90 milyon poundu da tifosi olduğundan vermemişti. Amacı Formula 1'i Abu Dhabi'ye götürmekti ve başarılı da oldu.


Şeyh Mansur'un City'i alması bir başka 'zengin adam oyuncağı kulüp' vakası olmayabilir. Hatta futbol endüstrisinin bizim bildiğimiz anlamıyla sonunu bile getirmiş olabilir. Çünkü bahsettiğimiz mali güç, Avrupa futbolundaki dengeleri alt üst edecek seviyede. Bunun yıkıcı sonuçlarını önlemek için UEFA radikal kararlar almak zorunda kalabilir ve hatta 'salary cap' gibi uygulamalar futbol için de gündeme gelebilir. Bunu zaman gösterecek ancak kesin olan tek bir şey var; Yarın Şeyh Mansur bu oyundan sıkılır da City'i kendi haline bırakırsa, kulüp o kadar büyük bir hızla kendini İngiltere 4. liginde bulur ki Tevez'in yalan söyleyip gemiyi terketmeye zamanı bile olmaz.


*"Etihad", arapçada "United" anlamına geliyor ki bu ironi değil de nedir..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder