18 Ağustos 2009 Salı

Avrupa Ligi Kapıda

Yok, Europa Ligi değil bahsettiğim. Avrupa'nın önde gelen takımlarının oluşturacağı bir Avrupa Süper Ligi. Bunu iddia eden de ben değilim zaten; Profesör Wenger. Bugunkü Şampiyonlar Ligi ön eleme maçıyla ilgili yapılan basın toplantısında, Celtic ve Rangers'ın Premier Lig'e dahil edilmesi hakkındaki görüşleri sorulan Wenger; bu takımların, İngiltere'ye gelmelerinden daha olası bir senaryonun önümüzdeki 10 yıl içinde kurulacak bir Avrupa Ligi'ne dahil olmaları olacağını söyledi. Bu konuda kesin bir bilgiye sahip olmasada, Avrupa futbolunun içinde bu konuda bazı çalışmalar yürüten bazı kişilerin olduğunu söyleyen Wenger, "10 sene içinde ulusal liglere veda edebiliriz" diye de ekledi.

Tabii ki bu tip bir ayrılığın tek bir nedeni olabilir: Para. Gecen günkü yazımda Manchester City ve yaptıkları harcamalardan bahsetmiştim. City, daha bu harcama ligine yeni katılmış olabilir ama 2000'li yıllar başladığından beri Avrupa'nın büyük kulüplerinin masrafları son sürat artmakta. Futbolculara ödenen bonservis ücretleri ve maaşlar şu an astronomik noktalara gelmiş durumda. En büyük gelir kapısı olan Şampiyonlar Ligi bile Avrupa'nın en büyük kulüplerini kesmez hale geldi artık. Bu ligi kazanan takım gişe ve televizyon gelirleriyle birlikte toplam 60-70 milyon euro gibi bir gelir elde ediyor. Bu rakam, Real Madrid, Barcelona, Chelsea, Man City ve United gibi kulülerin ilk 11'lerinin yıllık maaş ödemelerini bile karşılayacak bir meblağ değil. Zaten Şampiyonlar Ligi'nin de 1 şampiyonu var. Yani yarı finalden aşağıda elenirseniz bütçedeki açık da ona göre büyüyor.

Böyle bir lig isteyen büyük kulüplerin bir başka dayanağı ise şu anki turnuvalardan elde edilen gelirlerin büyük kısmının kendi varlıkları sayesinde elde edildiği ki haksız da sayılmazlar. İngiliz, ispanyol ve italyan büyük kulüplerinin olmadığı bir Şampiyonlar Ligi'nin gelirlerinin düşeceği kesin. Böyle bir turnuva Avrupa'da izleyici bulmaya devam etse bile, global niteliğini tamamen yitirmeye mahkum kalır. Başlarını Florentino Perez'in çektiği bir kısım futbol adamı "Madem geliri biz yaratıyoruz, neden bu gelir paylaştırılıyor" görüşünde. Yani Perez gibi düşünenler, Plati'nin tam aksine, Şampiyonlar Ligi'nin geniş tabana yayılmasını istemiyorlar. Büyük takımların sürekli birbirleriyle oynayıp, tüm sezon ratingi yüksek maçlar yapacağı ve burdan elde edilen gelirin yine bu kulüpler arasında paylaştırılacağı bir yapı arzu ediyorlar.

2000 yılında Avrupa'nın önde gelen 14 kulübü tarafından kurulan G-14 böyle bir ayrılık projesinin ilk somut adımıydı. G-14 uzun ömürlü olmadı ve tek başarısı kulüp takımlarına, milli takımlarda sakatlanan futbolcuları için, federasyonlardan tazminat alma hakkı kazandırmak oldu ve 2008 yılında dağıldı. Yine benzer bir ayrılık, geçtiğimiz aylarda, az daha Formula 1'in başına geliyordu. Gelir paylaşımı ve takımlar üzerindeki kısıtlamaların yarratığı kriz ortamı organizasyonun neredeyse sonunu getiriyordu. Şimdilik sular durulmuş gibi gözükse de bence geleceği pek parlak değil Formula 1'in.

Manchester City yazısında bahsettiğim bir başka konu da Şeyh El Mansur gibi adamların sınırsız bütçelerinin yarattığı tehlike idi. Bu adamların ellerinde bulundurduğu bütçe Avrupa futbolunun tüm dengelerini sarsacak büyüklükte. Yarın, UEFA bu tehlikeye karşı bir takım önlemler almaya kalkarsa ortaya çok büyük bir kriz çıkabilir. Salary cap, yabancı oyuncu kısıtlamaları, genç oyuncu zorunlulukları gibi zengin kulüplerin işine gelmeyecek önlemler, Avrupa futbolunu çıkmaza sürükleyecektir. Üstüne bir de olası ayrılığın ulusal ligleri ortadan kaldırma riski de var ki, böyle bir olay milli takımların bile sonunu getirebilir. Tamamen ticarileşmiş bir Süper Lig projesi, FIFA ve UEFA ile tüm bağlarını kesip, bünyesindeki futbolcuları milli takımlara göndermeme kararı da alabilir.

Tabi ki tüm bunlar birden bire olacak şeyler değil. Zaten Avrupa Ligi senaryosunun hayata geçmesinin önünde çok büyük mali ve idari engeller var. UEFA ve FIFA'dan bağımsız hareket etmek şu anki şartlar altında pek de mümkün görünmüyor. İdari krizin bir örneğini ULEB/FIBA anlaşmazlığında da gördük ki iki kurum yalnızca bir kaç yıl birbirinden bağımsız hareket edebildi ve zamanla bir çok konuda uzlaşmak zorunda kaldı.

Şahsi fikrim Avrupa futbolunun geleceği nin büyük ölçüde UEFA'nın nasıl hareket edeceğine bağlı olduğu yönünde. Bence UEFA eninde sonunda büyük kulüplerin isteklerine boyun eğip Şampiyonlar Ligi'ni bu takımların isteklerine daha uygun bir formata sokmak zorunda kalacak. Aksi yaşanır ve büyük kulüplerle UEFA arasında bir kriz baş gösterirse o zaman yukarda yazdığım senaryonun tamamı ve ya bir kısmı gerçek olabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder