8 Ağustos 2009 Cumartesi

Arkasındayız!

Türk takımlarının başkanlarından birisi, bu lafı, teknik direktörleri için kullandığında ne olduğunu biliyoruz. Arkasına geçilen adam için herşey yokuş aşağı gitmeye başlıyor o andan sonra. Türk takımları dedim ama yabancı yoneticilerin de sabıkası kabarıktır bu konuda. Son yıllarda bu lafın hakkını en cok veren adam hiç kuşkusuz Middlesbrough başkanı Steve Gibson.

Cok yıllar geçmedi üzerinden, daha 5 yıl önce, Steve Mclaren yönetimindeki Boro, kulüp tarihinin ilk kupası Lig Kupası'nı alıp, üstüne ligi de 7. bitirince herkes 130 yıllık kulübün sonunda beklenen patlamayı yapacağını düşünüyordu. Beklentileri haklı çıkarırcasına 2006 yılında UEFA Kupası'nda finale kadar gitti Mclaren'in takımı. Takım kaptanı Gareth Southgate'in de son maçı olan Sevilla karşılaşmasını kaybetseler de geldikleri yer kulüp tarihinin en büyük başarısıydı.

Tam kulüp tarihinin zirvesine ulaştık derken Mclaren'in ingiliz milli takımının başına geçmek için ayrılışı geldi. Bu noktada başkan Gibson, çok tartışılan bir karara imza atarak, takımı daha antrenörlük lisansı bile olmayan Southgate'in yönetimine verdi. Southgate'in lisans alacak zamanı bile olmamıştı UEFA finaliyle arada geçen 27 günde ve federasyonun verdiği özel izinle başlayabildi görevine.

Yazının amacı Southgate'in takimi aldığı yer ile şu an bulunduğu yer arasındaki farkı vurgulamak olduğundan takımın başında bulunduğu 3 yılı detaylı anlatma gereği görmüyorum. Sadece bu süre içinde kırılan 2 rekordan bahsetmek istiyorum. Bunlardan birincisi 2007 yazında transfere harcanan 23 milyon sterlin. Kulübün tarihinde harcadığı en yüksek mebla. İkinci rekor ise geçen sene Alfonso Alves'e ödenen 13 milyon sterlin. Boro tarihinin en pahalı oyuncusu. Tüm bu transferler içinde en yararlı olan ise bedavaya gelen Tuncay. Hatta alınan oyuncuların bonservisine harcanan para ile gösterdikleri performans ters orantılı diyebiliriz. Alfons Alves, İngiltere tarihinin en kötü transferlerinden biri olmayı başarırken; 1,5 milyon pounda alınan Luke Young, beğeni kazanan isim oldu ve 1 sezon sonra Villa'ya 6 milyona satıldı. Mido, Aliadiere ve O'neil gibi orta maliyetli oyuncularda vasatın üzerine bir türlü çıkamadılar.

Transfer bilgilerini verdim çünkü yönetimin kendisine gerekli mali desteği de verdiğini belirtmem gerekiyordu. Tüm bu harcamaya rağmen 2007'de ligi 12. ve 2008'de de 13. bitiren Boro'da kimse gelen felaketin farkına varamadı aslında. Southgate geldiğinden beri sahada ne yaptığı belli olmayan bir takım vardı. Özellikle 2009 yılında ligin altı sıkışınca bu zayıflık kabak gibi ortaya çıktı. Sahada savaşmayan, topa hakim olamayan, topu kazandığında bile hiç bir organizasyona giremeyen Boro, kendisinden çok daha mütevazi kadrolarla oynayan Stoke, Hull, Sunderland gibi takımların altında kaldı. Düşerayak bir rekor daha kırdılar ki, 38 maçta attıkları 28 gol İngiltere'deki 4 profesyonel ligin en düşük rakamı. (Forvette rekor transfer Alves olması ironi mi trajedi mi bilemedim) Boro'dan sonra en az gol atan takım 3. ligi 17. bitiren Yeovil Town ki attıkları gol sayısı 41. Bu dönemde Southgate'in hanesine yazılan tek olumlu not takıma kazandırdığı Adam Johnson, Matthew Bates, Anthony McMahon, David Wheater gibi gençler.

Geçen sezon 22. hafta maçları sonunda Boro ilk defa 19.'luğa inip son 3 takım arasına girdiğinde basında Southgate'in gönderilmesini isteyen yazılar çıkmaya başlamıştı. Ancak Steve Gibson, Southgate'in arkasında olduğunu açıkladı ve takım geri kalan 16 hafta saplandığı yerden çıkamadan ligi 19. bitirdi.

Hollywood'un çok sevdiği bir sahne vardır. Kurban son nefesini vermek üzeredir. Başında bekleyenler herşeyi denedikten sonra "Kahretsin!" diyip, yatan adama bir tane yumruk çakar. Darbenin etkisiyle kurbanımızın kalbi atmaya başlar, hayat bayram olur. Çok emin olmamakla beraber çok da imkansız bir senaryo degildir aslında. Sonuçta kalp masajı diye bir şey var.

Ben hoca kovmanın çok yararlı bir hareket olduğuna inanan biri değilim. Ancak hoca değişiminin bazı durumlarda cesede atılmış yumruk etkisi yarattığı bir gerçek. Özellikle Southgate gibi 3 sene tam yetkiyle takımın başında kalmış ve göz göre göre kendini felakete sürüklemiş bir adamdan bahsediyorsak... Birşeyler yapılması gerekiyordu ve en hizli cozum hoca degisikligiydi. Diyebilirsiniz ki 'Newcastle yaptı da ne oldu?'.. İki durumu ayıran çok önemli özellikler olmasına rağmen (Newcastle'in sezon boyunca 4 hocayla çalışması gibi) Shearer öncesi ve sonrası takımın sahada gösterdiği mücadele arasında dağlar kadar fark vardı. Boro, öyle bir noktaya gelmişti ki futboldan biraz anlayan herkes Southgate'in takımı felakete sürüklediğini anlamisti. Yeni bir hocanın mevcut perfomansın altına düşmesi imkansız gibiydi. Taraftar bile durumun farkındaydı ki sezon sonuna doğru can çekişen 2 takımdan birinin stadı St. James's Park'ta her pozisyon çığlık çığlığa yaşanırken, Riverside'da ölüm sessizliği hakimdi..

Tüm sezon inatla Southgate'e tahammül eden Steve Gibson takım küme düştükten 1 hafta sonraki röportajında şöyle diyordu:

"Gareth has convinced me he knows what it takes to get us back up. He is a man I know and admire and we will work together to get this club back to the Premier League. We will not have a scapegoat at this football club, it will not be Gareth Southgate. He is a good man, an intelligent man capable of being a top, top manager."

Bu sözler ya gerçek bir kahramana ya da gerçek bir aptala ait bence. Bu kadar destek ve güven fazla mı yoksa gerçek bir başkan böyle mi hareket eder yoruma açık. Southgate böylesine bir desteğin karşılığında Gibson'ı vezir mi edecek rezil mi zaman gösterecek. Sahsen ben, 3 senelik sınırsız bir desteğin karşılığını takımı küme düşürerek verseydim, istifami basar, son sene aldığım ücreti de kulübe geri iade ederdim. Bunun yerine Southgate, istifanın sözünü bile etmedi ve "Şimdi hedefimiz lig şampiyonluğu" temalı açıklamalar yaptı.


Dün Championship'te Middlesbrough ilk maçını oynadı ve sahasında Sheffield United ile 0-0 berabere kaldı. Daha ilk maçtan adamı yargılamak istemiyorum ama kendi sahası ve golsüz beraberlik birden kötü anıları akla getiriyor. Boro, kazayla bu sezon premier lige geri dönemezse bugününü arayacak hale gelir gibi..

1 yorum:

  1. yani böyle boş boş ahkam kesmek istemiyorum da 2 sezonda yaptıkları ile kovulmamasına şaşırırken adam bu sene de işin başında. bunun gibi örnekler çoktuk ingiltere'de ama kadronun ve bütçenin rezalet olduğunun farkındadır yönetim-taraftar derler ki buna rağmen iyi futbol oynattı.
    southgate hiç böyle değil ilk sezonunda şansı yaver gitti, oyuncuların da bireysel performansları sezonu götürdü. ikinci sezon göz göre göre düştüler. yazık

    YanıtlaSil